Afrika’nın Sömürgeleşmesi

Bilgi Güçtür Paylaştıkça BüyürShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestShare on TumblrShare on Reddit
Sponsorlu Bağlantılar

Afrika’nın Sömürgeleşmesi

Afrika’nın sömürgeleşmesi gayet kısa bir sürede olmuştur. O kadar ki, 1870’de Afrika’nın ancak onda biri sömürge iken, 1890 da sömürge olmamış kısım ancak onda bir miktarında idi. Afrika’nın insanlığın bilgisine açılması devre devre olmuştur ve burada da üç devreyi tesbit etmek mümkündür. Bunlardan ilk devreyi teşkil eden ilk çağlarda, Kuzey Afrika’da Mısır ve Kartaca medeniyetlerine rastlamaktayız. Daha sonra bunların yerini Roma Imparatarluğu’nun dağılmasından sonra ve Osmanlı Imparatorluğu’nun ortaya çıkışı ile, Kuzey Afrika Osmanlı Imparatorluğu’nun kontroluna girmiştir. 8’inci, 9’uncu ve 10’uncu yüzyıllarda ise Arap Yarımadası’nın Doğu Afrika ile temasa geçtiğini görüyoruz.

Somali, Kenya ve Kızıldeniz kıyıları 10. yüzyıldan itibaren Arapların sömürgesi olmuştur. Doğu Afrika’nın Arapların sömürgesi olması, bu bölgelerde Arap dil ve kültürünün ve aynı zamanda Müslümanlığın yayılması neticesini vermiştir. Arap dil ve kültürünün bu bölgelerdeki tesiri günümüze kadar devam etmiş ve bugün dahi buralarda mahalli dillerle Arapça’nın karışmasından meydana gelen ve “Sahil Dili” manasına gelen Swahili dili konuşulmaktadır.

Orta Doğu’nun Arap kuşağının Osmanlı Imparatorluğu’nun kontroluna girmesinden sonra, Doğu Afrika’daki Arap kontrolü de zayıflamıştır. Fakat tam bu sıralarda, Avrupalılar Afrika ile alakadar olmaya başlamışlardır. 15’inci yüzyıldan itibaren Portakizliler Angola ve Mozambik kıyılarını ele geçirirken, Hollandalılar da Güney Afrika kıyılarına yerleşmeye başlamışlardır. Fransızlar ise Afrika’ya, 16’ıncı yüzyıldan itibaren ve Batı Afrika kıyılarında Senegal’den itibaren Afrika’ya girmeye çalışmışlardır. Ingilizler ise, genellikle Gine Körfezi kıyılarına yerleşmişlerdir.

Denizcilikte ilerlemiş olan Avrupa ülkeleri Afrika’nın kıyılarına yerleşmekle beraber, iklim ve tabiat şartlarının güçlüğü dolayııyla, kıtanın içerlerine girmeye cesaret edememişlerdir. Bu sebeple, 19’uncu yüzyılın ortalarına galinceye kadar, Afrika’nın iç kısımları ve buralardaki hayat, insanların bilgisine kapalı kalmıştır.

Afrika’nın insanlığın bilgisine açılmasında Nil nehri büyük rol oynamıştır. Çok eski çağlardan beri Nil Nehri ve bilhassa Nil’in kaynağı insanların merakını çekmekte idi. 19’uncu yüzyılda Nil’in kaynağını araştırma teşebbüsünde bulunan, Ingiliz John Speak’tır. 1850’de Samuel Baker’de bu nehrin kaynağını bulma teşebbüsüne girişmiş, lakin başarılı olamamıştır. Nil’in kaynağını bularak insanlığın bilgisine ilk defa açan David Livingstone’dur.

Livingstone, 1842 yılından 1873 yılına kadar Afrika’nın içerlerinde yaptığı gezilerde Nil’in kaynağını bulmuş ve Afrika’nın bilinmeyen kısımlarını insanlığın bilgisine açmıştır. Bu gezileri sırasında Kongo ve Zambezi nehirlerini de bulmuştur.

Levingstone öldükten sonra, Henry Morton Stanley onun gezilerini devam ettirerek, 1870-1894 yılları arasında Uganda, Kenya ve Kongo’nun iç kısımlarını gezmiştir. Afrika’nın, bir bakıma “keşfedilmesi”, Avrupa devletlerinin kıyılardan içerlere hücumuna sebep olmuştur. Bu, sömürgeleşmenin hızlanmasıdır.

Kıyıda bir yeri ele geçiren, içerlere kadar olan geniş toprakların kendisinin olduğunu ilan ediyordu. Bu ise, anlaşmazlıkları arttırdı. Bu sebeple Avrupa devletleri, 1885 yılında Berlin’de toplanıp “Berlin Senedi” adı ile bir belge imzaladılar. Bu senet, sümürgecilikte “fiili işgal” prensibini kabul ediyordu. Yani, Afrika’da bir toprağı fiilen işgal etmedikçe, orasına sahip olunamıyacaktı. “Fiili Işgal” prensibi Afrika’ya hücumu daha da hızlandırdı. Her devlet, diğerlerinden önce harekete geçip, daha geniş toprakları işgale çalıştı. Avrupa politikasına ağırlık veren Bismarck bile bu sömürgeciliğe koşuştan geri kalmadı.

Doğu Afrika’da Tanganyika (bugünkü Tanzania) 1884’de Almanya tarafından işgal edilmişti. Bunun arkasından Almanya Güney-Batı Alman Afrikası’nı (bugünkü Namibia) ve Gine Körfezi’nde Togo ve Kamerunu ele geçirdi.

Ingiltere’nin Sömürgecilik Faaliyetleri
Afrika’nın sömürgeleşmesinde aslan payını Ingiltere almıştır. Ingiltere, Avrupa’da Napolyon Savaşlarını sona erdiren ve Avrupa haritasına yeni bir şekil veren 1815 Viyana Kongresi kararları ile Hollanda’nın elinden Güney Afrika’daki Cape sömürgesini almıştır. Bundan sonra, 1840’larda, Güney Afrika’dan daha yukarılara çıkıp, bugün Güney Afrika Cumhuriyeti’nin sınırları içinde bulunan Oranj ve Transvaal topraklarını da Cape sömürgesine (Cape Colony) kattı. Daha yukarda da belirttiğimiz gibi, Ingiltere 1882 de Mısır’ı işgal etmekle Afrika’nın kuzey ucuna da yerleşmiş olmaktaydı.

1885 Berlin Konferansı’ndan sonra ise; Nil Nehri’nin bütünlüğünü korumak için, Mısır’dan güneye inip Sudan’ı da ele geçirmek istedi. Fakat buradaki Müslüman halkın silahlı mukavemeti ile karşılaşıp iki kere de yenilgiye uğradı. Bunun üzerine Sudan meselesine bir süre ara verip, tekrar güneye döndü.

1885-1895 arasında, Transvaal’dan kuzeye çıkıp Rodezya (bugünkü Zimbabwe) ile Nyasaland’ı (bugünkü Malawi) aldı ve buradan da daha yukarılara çıkarak Kenya ve Uganda’ya girdi. Şimdi arada tek boşluk olarak Sudan kalmıştı. Onun için 1895-96 da yaptığı silahlı mücadele ile 1896 da Sudan’ı da işgal etti. Sudan’ın işgali ile Ingiltere, Afrika’nın kuzeyinde Iskenderiye’den güneyinde Cape Town’a kadar geniş bir şerit halinde uzayan büyük bir sömürge imparatorluğu kurmuş olmaktaydı.

Fransa’nın Sömürgecilik Faaliyetleri
Fransa’nın Afrika’daki sömürgecilik faaliyeti, Ingiltere’ninkinin aksi istikamette olmuştur. Yani Ingiltere, Afrika’da kuzey-güney istikametinde hareket ederken, Fransa Afrika’ya batı-doğu istikametinde girmek istemiş ve bunun için de Senegal’den hareket etmiştir.

Fransa’nın 1880’lerde Senegal’den hareketle batıya doğru ilerlemesi Ingiltere’yi endişelendirmiştir. Zira bu sırada Gine Körfezi’ne de Ingiltere hakimdir ve Fransa’nın Niger Nehri istikametinde ilerlemesi dolayısıyla Ingiltere, Fransa’nın Niger Nehri’ni takiben güneye Gine Körfezi’ne sarkmasından korkmuştur. Fakat Fransa’nın Ingiltere ile yapmış olduğu bir anlaşma ile, Niger Nehri’nden güneye inmemeyi vaad etmesi, bir çatışmayı önlemiş ve Ingiltere’yi rahatlatmıştır.

Fransa’nın güneye inmesinin Ingiltere tarafından engellenmesi, bu devleti doğu istikametinde ilerlemeye adeta mecbur bırakmış olmaktaydı. Bu sebepten ilerlemesine devam ederek bugünkü Mali, Niger, Chad ve Merkezi Afrika Cumhuriyeti topraklarını ele geçirip Sudan’a girdi ve Nil’in iki büyük kolundan olan Beyaz Nil kıyılarına dayandı. Tam bu sıradadır ki Ingiltere de kuzeyden ve güneyden Sudan’ı işgale başlamıştır.

Her iki devletin kuvvetleri Beyaz Nil üzerinde Kodok’da (Fachoda) karşı karşıya geldiler. Nerdeyse aralarında bir savaş çıkacaktı. Çünkü Ingiltere Fransa’nın Sudan’dan çıkmasında ısrar etti. Fransa, Ingiltere ile bir savaşı göze alamadığı için, 1898 yılında Sudan’dan çekildi ve Ingiltere de Nil’in bütünlüğünü kendi eline geçirmeye muvaffak oldu. Ingiltere ile Fransa Madagaskar üzerinde de çatıştılar. Fakat Sudan, Ingiltere için daha mühim olduğundan, Madagaskar’ı Fransa’ya bıraktı ve oradan çekildi.

  • Kaynak İndirme Bilgileri
  • Site: www.derscalisiyorum.com.tr
  • Dosya İçeriği: Afrika’nın Sömürgeleşmesi
  • Dosya Boyutu/Türü: 20.4 KB/ Word
  • Dosya İndirme Linki: Tıklayınız.
Sponsorlu Bağlantılar

Yorumlar