Edebiyat Sözlüğü-V

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  VDevamını oku

Edebiyat Sözlüğü-T

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  V

 T

TA’KİD

İfadeye açıklık getirememe, anlatamama halidir. İkiye ayrılır.
1. Lafzi ta’kid: Bir cümlede kelimelerin yerli yerine kullanılmamasından doğar. Örnek:

Ben fakîrî etme terk memnûn-i ebnâ-yı zaman
Hasıl etmezsen değil gam matlabım yâ Rab bana
Râgıp Paşa

2. Manevi ta’kid: Bir cümlede kelimeler yerli yerince kullanılmakla beraber bir anlam çıkmamasına denir.
Örnek: Âlemin cânı değilsin cân-ı âlemsin sen
Nef’î

TA’RİFAT
Mevki sahipleri ve bazı görevlileri tasvir eden şiirler. Divan edebiyatı nazım türüdür. Birkaç beyitlik bendler halinde yazılırlar. Sâfi Kasım Paşa’nın, Kalkandelenli Fikri’nin, Gelibolulu Mustafa Ali’nin, Yenişehirli Avni’nin ta’rifatı vardır. Örnek:

Nedür bildüm mi defter-dâr efendi
Eğerçi bir iki üç var efendi
Kiminün işini altun iderler
Kimin ma’zül kimin mağbûn iderler
Olardur sâ’i-i genc ü hazînle
Olardur sâhib-i mâl u define
Kalkandelenli Fikri

TA’ŞİR
Bir gazelin her beytinin veya bir beytinin üzerine sekiz mısra eklenerek yapılan mu’aşşerdir. Divan edebiyatı nazım şeklidir. Edebiyatımızda örneği fazla görülmez. Yahya Bey’in Muhibbî’nin (Kanunu Sultan Süleyman) gazeline yaptığı ta’şiri örnek olarak verilebilir. Devamını oku

Edebiyat Sözlüğü-S

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  V

S

SADR

Bir beyitte birinci mısranın ilk parçası ile nesirde cümlenin ilk parçası.

SAGU
İslamiyet öncesi Türk edebiyatında ölen kimselerin arkasından söylenen şiirler. Sevilen, sayılan özellikle gösterdiği kahramanlıklarla tanınmış kimselerin ölümü üzerine ozanlar tarafından, yuğ adı verilen cenaze törenlerinde okunur, ölen kişinin yiğitliği, iyiliği, cömertliği, faziletleri dile getirilirdi.

SAKİNAME
Sakiye (içki sunana) seslenmek yoluyla içkiyi (çokluk şarabı) ve içki meclislerini, adetlerini, içkiyle alakalı bütün düşünce, duygu ve kavramı bazan tasavvufi, bazan da dünyevi işleyen şiirler. Mesnevi şeklinde yazılır. Terkib-i bend, terc-i bend veya kaside şeklinde de görülür. Devamını oku

Edebiyat Sözlüğü-R

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  V

R

RAKTA

Arap harflerine göre bir harfi noktalı, bir harfi noktasız kelimeleri kullanarak şiir yazma.

REKÂKET
Kelime veya cümlelerin düzensiz sıralanmasından ileri gelen okumayı zorlaştırıcı durum. Divan edebiyatında yazıda kusur sayılırdı. Devamını oku

Edebiyat Sözlüğü-P

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  V

 P

PARAGRAF

Bir fikrin işlendiği yazı bölümü. Bir veya birkaç cümleden meydana gelebilir. Satırbaşı yapılmış her bölüm bir paragraftır.

PASTORAL
Çoban ve kır hayatını, köylerdeki yaşayış şeklini anlatan şiir. Grekler’in bukolik dedikleri bu türü edebiyat-ı Cedide’ciler eş’ar-ırâiyâne (Çoban şiirleri) diye adlandırmışlardır. Pastoral şiir, süsten, kelime oyunlarından, yapmacılıktan uzak sade bir dille yazılır. Eski Yunan edebiyatında Theokrites ile Latin edebiyatında Vergillius, pastoral şiirin ilk ve en güzel örneklerini verdi. Devamını oku

Edebiyat Sözlüğü-Ö

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  V | Devamını oku

Edebiyat Sözlüğü-O

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  V

O

OTOBİYOGRAFİ

Bir kimsenin kendi hayatını yazdığı eser. Biçim ve içeriğiyle bir edebi değer taşımalıdır.

OTOGRAF
Yazarın kendi el yazısı. Eskiden hatt-ı dest (el yazısı) deyimi kullanılırdı. Devamını oku

Edebiyat Sözlüğü-N

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  V

N

NAKARAT

Şiirlerde bendlerin sonunda tekrarlanan mısra veya mısralar. Bu bölüm, anlam bakımından her bendi şiirin ana duygusuna bağlar. Şiirin, nakarat bölümlerinde ifade olunan duygu ve düşünce etrafında gelişmesini sağlar. Nakarat, halk şiirinde bağlama veya kavuştak diye bilinir. Sözlü musiki eserlerinde aynı söz ve ezgi ile tekrar edilen bölüm de nakarattır.

NÂME
Mektup, kitap, risâle, ferman gibi anlamlar taşıyan Farsça bir kelime. Eskiden kitap türü olarak çok kullanılmıştır. Kıyafetnâme, kâbnâme, Hamzanâme gibi. Resmi nitelikteki kağıt ve mektuplar da nâme diye bilinirdi.

NÂT
Hazreti Muhammed’i övmek için yazılan şiirler. Devamını oku

Edebiyat Sözlüğü-M

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  V

M

MAKLUB

Harfleri tersten sıralandığında yine aynı sözcük çıkan sözcükler. Örneğin mum, bab, aba gibi.

MAZMUN
Bir dizenin bir ifadenin taşıdığı ve onlardan herkesin anladığı gerçek ya da mecaz anlama, asıl anlamı yanında taşıyan bir isme, bir atasözüne, âyete, hâdise, olaya, bir şeyi onun özelliklerini çağrıştıracak sözcük ya da sözcük gruplarının veya dizelerin içine yerleştirmeye mazmun denir. Örnek:

Çıhma yârim giceler ağyar te’nından sakın
Sen meh-i evc-i melâhatsin bu noksândır sana

Fuzulî
(Sevgilim, gece yarıları dışarı çıkma, yabancıların ayıplarından sakın. Sen güzellik göğünün en yüksek yerindeki dolunaysın, gece çıkmak sana yakışmaz, kusur sayılır.)
Fuzuli’nin bu beytinde sevgili, güzelliğin doruğundaki aya benzetiliyor. Ayın en güzel hali dolunaydır. Dolunay güneşin batmasından önce doğar. Dolunayın gece yarısı çıkması ay tutulmasıyla olabilir. Ay tutulduğunda noksandır, kusurludur, güzelliğini kaybeder. Fuzulî, bu beytinde “noksan” ve “ta’n” sözcükleriyle bir ay tutulması mazmunu yapıyor.

MEKTUP
Birbirinden uzakta bulunanların haberleşmesini sağlayan bir yazı türü. En eski haberleşme araçlarından biri. Sözcük anlamı Arapça “yazılmış şey.” Farsçası name, eski Türk dillerindeki karşılığı bitig, betik ya da bittidir. Tarihte rol oynamış ünlü kişilerin, yazar, bilimadamı ve sanatçıların mektuplarıyla birlikte bir edebi eserler türü olarak kimi zaman ele alınmıştır. Sadece mektuplardan oluşan kitaplar da vardır. Devamını oku

Edebiyat Sözlüğü-L

Yazan: 07 Eylül 2011  
Kategori: Edebiyat Sözlüğü

Edebiyat Sözlüğü:

| A | B | C | D | E | F | GH | İKL | M | N | O | Ö | P | R | S | T |  V

L

LÂEDRİ

Arapça sözcük anlamı “bilmiyorum” demek. Yazarı bilinmeyen eserler için kullanılır. Devamını oku

Sonraki sayfa »